image
 



image
 

Şiirler

 

KASTAMONU

                        Koca saat selam verir şehire,

                        Ortada akan dere benzer nehire

                        Havası da bal olur acı zehire

                        KASTAMONU; Dudaklardaki saf şehir

 

                                         Isırganlı,ekşi pilavı özlenir,

                                         Her derde deva,sarımsağı közlenir,

                                         Kalemizden Doğan tepesi gözlenir,

                                         KASTAMONU; Şiirlerdeki hoş şehir…

                         

                        Türkülere nam salmış Osman Efesi,

                        Ilgarini görenin durur nefesi,

                        Esnafının doğru tartmış hep kefesi,

                        KASTAMONU; Kalplerdeki sevgi şehir…

 

                                          Pirinç tarlası yanında üzüm bağı

                                          Ve Ilgaz Türkiye’min en yüce dağı,

                                          Sahilde boş çıkmaz balıkçının ağı,

                                          KASTAMONU; Başlardaki o,taç şehir…

 

                        Eşrefi, Dedosu, İsmeti,delisi,

                        Huzur verir dört biryan daki velisi,

                        Mermi taşımış, Şerifesi, Alisi,

                        KASTAMONU; Şehitlere kucak şehir…

                                                           

                                           Karayılanın duyuldu büyük namı,

                                           Hasan ağa zurnada dağıttı gamı,

                                           Bir de ayağa kalksa Vakıf Hamamı,

                                           KASTAMONU;Şarkılardaki söz şehir…

 

                        Etli ekmeğindeki lezzet ve tadı,

                        Evliyalar şehri oldu öbür adı,

                        23Ağustos da Atanın yadı,

                        KASTAMONU;Şairlere ilham şehir…

 

                                           Ozanoğlu atışmalarda birinci,

                                           Yorgansız Hakkı, şiirde sazda inci,

                                           Arnavutoğlu da güreşlerde kinci,

                                           KASTAMONU; Sazlardaki güzel şehir…

 

                        Eski evlerin ayakta dizi,dizi

                        Tahta oymacılığın tanıttı bizi,

                        Bekliyoruz misafirliğe de sizi,

                        KASTAMONU; İnsanlara huzur şehri…

 

--------------------------------------------------------------------------

 

Ağaç tıkır dururken, hapazla su içmez.

Tabakasında tütün var, ciğara seçmez,

Laflamak için,toramani yere gitmez,

Adamlıklı olur; KASTAMONU adamı…

                       

 

                        Mahalle arasında hergele sürüsü,

                        Kadının da mantosu, çar denen bürüsü,

                        Kız evinden mutlak gelir; oğlan dürüsü,

                        Muruşu da sever;KASTAMONU adamı…

 

 

Zıpçık giyimli yılışuk gençleri sevmez.

Şahadet namesi olmayanı pek övmez.

Beygir örkü kırsa, ağnansa yine dövmez.

Mındar eti yemez KASTAMONU adamı…

                       

 

                        Büyük gız evdeyken, hıra gelin edilmez,

                        Dığdının dığdısına, pek gidip gelinmez,

                        Mayasında var ise, gofurluk silinmez,

                        Dardakine çapar; KASTAMONU adamı…

 

 

Dağnamayı sevmez, başıma gelir diye

Çözmedir her yere götürdüğü hediye,

Boşa gitmesin bunca yazılan medhiye,

Dirliksüz değildir, KASTAMONU adamı…

 

Tıkır                 : Ağaç su kabı

Hapaz              : Avuç içi

Tabaka            : İçine sigara ve tütün konan metal küçük kap.

Ciğara             : sigara

Laflamak         : Sohbet etmek.

Toramani         : Gelişi güzel, rast gele

Adamlıklı         : Saygılı

Hergele           : Büyükbaş hayvan sürüsü

Çar                  : Büyük baş örtüsü

Dürü                : Düğünden önce kız ve oğlan evlerine gelen hediye

Muruş             : Hayvan döğüşü

Zıpçık             : Kısa ve dar giyim

Yılışuk            : Şımarık

Şahadet Name: Diploma

Beygir              :At

Örk                   : Hayvanın uzun iple çayıra bağlanması.

Ağnanmak        : Yatıp yuvarlanmak

 

--------------------------------------------------------------------------

Aziz Demircioğlu, daha niceleri,
Gazetecilik, gündüzleri geceleri,
Baş yazı Arif Nihat Asya heceleri,
Açıksöz de isim yapmış, Ahmet Hamdi Bey…

Yıllık abonesi beş liradan “Yenises”
Ahmet Kıral da, Osman Oktay da birlik esas,
Yavuz Ballık,Kadir Bilici,aynı nefes
Doğrusözde, İzzet Okay Agah Çetin Bey…

Çalçenenin yıllığı oldu üç yüz kuruş,
Elde yapılan resimler buruş buruş,
Bir başka Yusuf Niyazi Beydeki duruş,
Doğruluk gazetesinde, Mümtaz Yaman Bey…

AZİZ DEMİRCİOĞLU : 19/05/1937 de çıkan ‘Doğrusöz’ Gazetesinin mesul müdürü
ARİF NİHAT ASYA : Şair. Kastamonu Lisesinde okurken ilk şiirlerini “Açıksöz” gazetesinde yayınlamıştır.
AHMET HAMDİ ÇELEN : 15/06/1919 da çıkan “Açıksöz” gazetesinin sahibi.
AHMET KIRAL : 10/10/1946 da çıkan “Yenises” gazetesinin sahibi ve mesul müdürü.
OSMAN OKTAY : 12/02/1952 tarihinde “YENİSES” gazetesinin fahri mesul müdürlüğünü üstlenmiştir.
YAVUZ BALLIK : “YENİSES” gazetesinin mesul müdürlüğünü yapmıştır.
KADİR BİLİCİ : 1962 yılında “YENİSES” gazetesinin sahibi olmuştur.
İZZET OKAY : “BİRLİK” gazetesinin neşriyat müdürlüğünü yapmıştır.
Asıl mesleği avukatlıktır.
AGAH ÇETİN BEY : 19/05/1937 de çıkan Ziya DEMİRCİOĞLU’ nun sahibi olduğu “DOĞRUSÖZ” gazetesinin yazı işleri müdürüdür.
YUSUF NİYAZİ BEY : 17/05/1326(1910) da çıkan “NAZİKTER” ve “ŞULE” gazetelerinin mesul müdürlüğünü yapmış ve 09/08/1927 yılında çıkan 15 günde bir yayınlanan “ÇALÇENE” gazetesinin de sahibi ve mesul müdürüdür.
MÜMTAZ YAMAN BEY : 01/09/1930 da çıkan “DOĞRULUK” gazetesinin işleri müdürlüğünü yapmıştır. Asıl mesleği ilkokul öğretmenliğidir.

--------------------------------------------------------------------------

          Kar yağdımı,bizim mahallede şak yapılır,
          Altı çelikli, ardı zilli kayık kapılır,
          Kefeli yokuşuna,Kırkçeşmeye sapılır,
          Kış aylarında,bir başka olur KASTAMONU…

Kardan adamın gözü kömür, burnu havuçtur,
Pekmezinde içinde karlar,avuç avuçtur,
Yaradan Ilğaza yol ver,aşığı kavuştur,
Kış aylarında çok güzel olur KASTAMONU…

          Buz tutsun diye su dökeriz bayıra,
          Kova kova suyu taşımayız hiç hayıra,
          Meğem yağmaya kar,kayıktan öyle ayıra,
          Yaramazlıkta da çok farklıdır KASTAMONU

--------------------------------------------------------------------------

               Tarhana yemekten önce ne güzel içilir,
               Hamamda da,göbek taşında bestil içilir,
               Karşıdan karşıya mutlak köprüden geçilir,
              Moninin dillerdeki aşkı KASTAMONU da…

     Hamuru dökersin saca, olur bizim cizleme,
     Kuyu kebabına da biryan denir,gizleme,
     Bizim yemeğimiz çoktur, eli hiç izleme,
     Buram, buram tarih kokan bu KASTAMONU da…

               Ramazanda tırtıl oynayıp paralar aldık,
               Çocuklarımızdan da çelik çomağı çaldık,
               Bu sözlerle de güzel, temiz maziye daldık,
               Birlik, dirlik vardı o eski KASTAMONU da…

--------------------------------------------------------------------------

          Tekke türbe kaybolur diye, aklı çıkar.
          Zor işi sever, kolay işten çabuk bıkar.
          Ömrü boyunca hiç düşünmemiştir çıkar,
          Hayır işte koştu; Hasip YILANLIOĞLU…

     Boyacı Hafız diyerek namı yürüdü.
     Derdi olanın önüne düşüp kürüdü.
     Son günlerde gözlerini perde bürüdü.
     Sinanbey İmamı, Lütfullah KIRKBEŞOĞLU…

          Seneler önce milletvekilliği yaptı.
          Bir memleketi sevdi, bir Allah’a taptı.
          Kastamonu’ya da askeriyeyi kaptı.
          İmralı’daki Avukat, Mehdi KESKİN bey…

--------------------------------------------------------------------------

 

               Yazan : Turhan YILMAZ   +90 544 814 95 55

E-Posta  için tıklayın :  t.yılmaz@kastamonum.com

 -------------------------------------------------------------------------