image
 



Yaşanmış Fıkralar:


 

Toroslarda iki Kastamonu'lu


Hüseyin ile Mustafa Adana'ya Kastamonu'dan yük alırlar. Toroslara vardıklarında mola verirler, yemekte alkolü fazla kaçırırlar. Bu onların Akdeniz yöresine ilk seyahatleridir.

Torosları inmeye başladıklarında Mısdafa Seyine  telaşlı bir şekilde :

  • La Seyin çek sağa bas firene.

  • La Mısdafa noldu? Lesdikmi patladı?

  • Yo lan dur deyon sana.. Dur la...

Hüseyin kamyonu yolun sağına çeker ve durur. Mustafa'ya tekrar sorar :

  • Noldu la..

  • (Mısdafa pamuk tarlalarını göstererek) Görmeyomusun la.. Gar yağmış.. Zencirleri vuralım hemen.

Mustafa ile Hüseyin hemen patinaj zincirlerini takıp yola devam ederler.

Biraz yol aldıktan sonra trafik polisi bunları durdurur ve sorar :

  • Beyler bu ne vaziyet? Nereye böyle?

Hüseyin ciddi ve sert bir şekilde cevap verir :

  • Bi de bize nereye deye soruyosun. Torosları inene gada anam ağladı.  Heryer yıldır yıldır buz.

Bu sıra söze Mustafa girer :

  • La seyin, laf anadacayın deye uğraşma. Polis garı görmemüşdü ki. Ne ana bizim çektüğümüz sıkıntudan, varıve varıve biz  yolumuza gidelim.

image


 

 

Toğuk Götü
 

Sayın Turhan Yılmaz : "Bir gün Ankara'da lokantaya girdim. Garson ne istediğimi nazik bir şekilde ne yemek yemeği istediğimi sordu. Ben de nazik bir şekilde "Bİ TOĞUK GÖTÜ" dedim. Gorson gitti. Birkaç dakika sonra başka bir garson geldi ve "Beyefendi ne istediğinizi arkadaş tam olarak anlayamamış. Lütfen ne yemeğini tercih ettiğinizi bana tekrar söyleyebilirmisiniz" dedi. Ben de ona tekrar nazikane bir şekilde "Bİ TOĞUK GÖTÜ" dedim. O da gitti. ..

Birkaç dakika sonra şef garson geldi. O da dedi ki "Efendim çok özür dilerim arkadaşlar sizin ne yemeği siparişi verdiğinizi tam olarak anlayamamışlar. Lütfen bana söylermisiniz" dedi ben de tekrar "Bİ TOĞUK GÖTÜ" dedim.

10 dk sonra şef garson bütün bir kızarmış tavuğu masama hışımla koyarak "Beyefendi al sana bir tavuk. İster götünü ye ister başını ye" demez mi?

 

Efendim Kastamonu'da biz GETİRMEye de GÖTÜ, GÖTÜRMEye de GÖTÜ deriz.

image


Garılar Bazarı
Bir cumartesi sabahı Kastamonu Nasrullah caminin önünde şık giyimli yabancı bir beyin köylü bir kardeşimize birşeyler sorduğunu fark ettim ve usulca yanlarına yaklaştım. Çünki ikisininde birbirleri ile anlaşamadıklarını anladım.
  • Şık giyimli adam : Hakiki tereyağını nereden alabilirim?

  • Köylü                     : Garıların önünde vadu. (kısa, net ve doğru cevap cevap! Tabii bize göre)

  • Yabancı beyefendi kızgın bir şekilde sorusunu tekrarlar : Beyefendi ben sana hakiki tereyağını nereden alabileceğimi soruyorum.

  • Kastamonu'lu bu soruya şöyle cevap verir : og sana dedükyaa.. Garıların öğünde vadu deye.

  • Olayın şiddete dönüşeceğini zanneden Turhan Yılmaz hemen devreye girer yabancı beyefendinin omuzuna elini koyarak konuşur..

  • Beyefendi, Katamonu'lu hemşehrimiz size kısa ve doğru cevap verdi. Bugün Kastamonu'nun pazarıdır, köylü kadınlarımız köyde kendi ürettikleri tereyağı, süt, yoğurt vs. ürünlerini "KADINLAR PAZARI" 'na getirirler ve orada yerde önlerine açmış oldukları sergide satarlar. Kastamonu'lu hemşehrimiz de bunu izah etti size.

  • Yabancı beyefendi  hem Turhan Yılmaz'a hem de Köylü kardeşimize teşekkür etti ve gülerek pazarın yolunu tuttu.

image

Devamı sona....

Yukarıdaki fıkaların tümü Turhan Yılmaz Tarafından yazılmış olup hiçbir surette kendisinden izinsiz yayınlanamaz. Bu fıkralar Kastamonu 1. noterliği tarafından tasdiklidir.