image
 



image
 

Kastamonu Evliyaları

 

ŞEYH ŞA'BAN-I VELİ HZ. (HAZRETÎ PİR)

ŞEYH ŞA'BAN-I VELİ HZ.

Kastamonu ili HANÖNÜ İlçesi Çukurçayı Köyü ÇIMDAR mahallesinde M. 1471 yılında Dünyaya gelmiştir. Doğmadan önce babasını, üç yaşındaykende Annesini kaybetmiştir. Hayırsever bir hanım Şa'ban Efendiyi himayesine alarak tahsil yaptırmış ve daha sonra tahsilini tamamlaması için İstanbula göndermiştir. İstanbul’da ilmini tamamlayan Şa'ban Efendi hocalarından "îcazetnamesini" alarak Kastamonu’ya dönerken Bolu'da Şeyh Hayreddin Tokadi Hz.'ni ziyaret etmiş burada tam 12 (Oniki) yıl kalarak olgunluğa erişmiştir. Kastamonu'ya geldiğinde önce Hisarardı semtindeki Cemalettin Mescidi avlusunda kalmış, bilahere Seyyid süneti Mescidindeki Halvethanelerden birinde "erbaine niyet edip, tamamladıktan sonra" halk tarafından tanınmağa ve anlaşılmağa başlamıştır. Halveti Tarikatının Şa'baniye kolunun kurucusu Şaban Efendi, dostlarınca Honsalar Camiine davet edilmiştir. Bir süre sonra burası yanınca, Eyüp Halife tarafından Seyyid Mescidine yakın bir ey bağışlanmıştır. Hayatta iken, kendisi ve şeyhleri için vakıfname hazırlatmıştır." 04 Mayıs 1.. tarihinde vefat edince, yerine Osman El Halveti geçmiştir. 1925'de tekke ve Zaviyelerin kapatılmasına kadar 20 zat Halveti Tarikatının irşadım sürdürmüştür. En son şeyh Hüseyin ÇEKKEŞÎYÎÎ' l"dir. ŞEYH ŞA'BAN-I VELİ Camiî, Türbe, Kütüphane ve Ahşap Konaklar ile tam bir külliyedir. Camii'nin ilk inşa tarihi bilinmemektedir. Kitabesinden: M 1580 yılında 3. Murad'ın Hocası Suca Efendi tarafından yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Camii, aynı zamanda Halveti Dergahı oldıığundan, içerde arka tarafta Halvethaneler sıralanmaktadır. M. 1702 Yılında, Camii bitişiğindeki Derviş odaları, mutfak pencereler ve Halvetler onarım görmüştür. Külliye sırasıyla, 1748-1950 ve 1968 yıllarında da onarımdan geçirilmiştir. Camii'nin taban ve tavanı ahşaptır. Mihrap alçı süslüdür, mimber ve va'az kürsüsü ahşap üzeri sedef işlemelidir.

-Türbenin y a p ı m ı n a, M. 1575 yılında (Şeyh Şa'ban-ı Veli Hz.'nin ölümünden yedi sene sonra) başlamıştır. Sultan Ahmed’in Sadrazamı Murat Paşa'nın Kethüdası Ömer bey tarafından M. 1612 yılında, demirli pencerelerin üzerine kadar duvarları ördürülmüştür.İki yıl aradan sonra, Küre Kadısı Ulemadan (Ökkeş) Efendi ile Dergah-ı Ali Kapucabaşlarından Mehmet Ağanın, Ulemadan Derviş Ömer Fudai'nin himmetleri ve Kastamonu Halkının yardımları ile tamamlanmıştır. (M. 1615) Türbe içinde, Şa'ban Efendi ile yakınları-postinişleri olmak üzere 16 Lahit vardır. Görkemli olan Şa'ban Efendinin sandukası dövme demirden parmaklıklı, kafesle çervili olup, üzerindeki örtüde, Şekerzade Şeyh Mehmet Efendi tarafından hazırlattırılmıştır. Camii kıble duvarının önünde Seyyid sünetti Efendi'nin (Vefatı H. 864-M.1469) kabiri, dergah hazinesinde de; ulemadan ve Halktan olanların kabirleri bulunmaktadır. Külliyenin Kuzey tarafında yer alan iki büyük konak, güzel sivil yapı örneklerindendir. Türbe yanında incecik akan Asu Suyu, berrak ve hafif sudur. Zemzem suyu tadında olduğundan Kastamonu Halkı ve ziyaretçiler tarafından şifalı olduğu inancı hakimdir.

 

NASRULLAH KÜLLİYESÎ

Şehrin Merkezinde, Camii, türbe, medrese ve köprüsü (kambur) ile sembol yapılardır. Camii ve köprü (Kambur Köprü) M. 1506 yılında NASRULLAH KADI isimli bir hayırsever tarafından yaptırılmıştır. Camii, döneminin yapı özelliklerim taşımaktadır Köprü dört gözlü iken iki gözü önceki yıllarda yıkılmıştır.Camii'nin güneyinde yer alan Münire Medresesi, M. 1746 yılında, Reisülküttab Hacı Mustafa Efendi tarafından yaptırılmıştır. Şadırvanlar Nasrullah Kadı tarafından inşaa ettirilmiş üzerindeki yapı ise M. 1752 yılında Bedii adında bir hayırsever tarafından tamamlanmıştır Kesme ve moloz taştan inşaa edilen iki bölüm halindeki yapının üzerini iki kubbe örtmektedir. Kaliteli kesme taştan şadırvan cepheleri süsleme işli olup ortalarında birer fıskiye bulunmaktadır.

 

YAKUPAĞA KÜLLİYESİ (AĞA İMARETİ)

Ş e h i r merkezinde batı yakasında, şehre hakim tepe üzerincie kurulmuştur. Camii, medreseler, sıbyan mektebi ve aşevi önemli külliyelerden birisidir. Camii, M. 1547 yılında Kanuni Sultan Süleyman'ın Kilerçibaşısı Yakup Ağa tarafından inşa-ettirilmiştir, ahşap işli kapı kanatları ve kesme taş tekniğinin olgunluğu ile dikkat çekicidir. Medrese yapısı külliyesinin bir bölümünü teşkil etmektedir. Medresenin ön kısmında sütünlu ve kemerli avlusu vardır. Aşevi, kuzeyinde bulunmaktadır. Aşevi bitişiğinde, önü revaklı, üzeri kubbeli odalar sıralanmaktadır. Küçük ebatlı sıbyan mektebi dönemin özelliklerim yansıtmaktadır.

 

ATABEYGAZİ CAMİİ - TÜRBESİ

(KIRK DİREKLİ) Kastamonu'da hüküm süren dört Ata Bey'den hangisinin yaptırdığı kesin bilinmemektedir. Muzaffer YAVLAK ARSLAN zamanında yaptırılmış olması kuvvetli ihtimaldir. Cami kitabesinden M. 1273 yılında inşa edildiği anlaşılmaktadır, kesme ve moloz taştan yapılmış olup; ahşap direkli, ahşap tavanlıdır. Giriş kapısından mihraba doğru sıralanan ahşap direklerden dolayı (Kırk Direkli Camii) de denilmektedir. Türbe Camii kıble duvarının doğusuna bitişiktir. Moloz taştan harçla sekiz köşeli yapılmıştır. Dış cephesi yuvarlak olup, tuğlalardan süslemeli vaziyette kaplıdır. İçerde üç adet sanduka vardır. Büyük olanı Atabey'in, yanındaki kızı, onun yanındaki de Şehit Kırkkızlar'dan biri olduğu söylenmektedir. Camii ile türbe geçişi arasında bulunan boş sandukaların kimlere ait olduğu belli değildir.

 

İSMAİLBEY KÜLLİYESİ

 M. 1451 yılında Candaroğlu Hükümdarı İsmail Bey tarafından; Cami, Türbe, Medrese, han, İmaret ile Külliye olarak inşa ettirilmiştir. Camii'nin kitabesinden M. 1451, Medresenin kitabesinden M. 1457 yılında yapıldığı anlaşılmaktadır. Türbe, ismail Bey'in kendisi için yapılmış ise de, Filibe'de vefat etmiş ve orada defnedilmiştir. Aileden yakınları ise buraya defnedilmiştir.

 

BENLİ SULTAN KÜLLİYESİ

 Kastamonu’ya 27 Km. uzaklıkta ve ılgaz dağının kuzey eteğinde yeralan ahlat Köyünün Benli Sultan mahallesindedir. Külliye cami, mutfak, misafirhane ve türbeden müteşekkildir. Benli sultan ocağına varıp da tatlı bir huzur hissetmeyen hemen hemen hiç kimse yoktur. TÜRBE Cami, mutfak ve misafirhaneden sonra kıble tarafından altı-yedi basamaklı merdivenle çıkılan ahşap bir salondan türbeye geçilmektedir. Döşemesi ahşaptır. Kabirleler toprakta olup türbe içinde işaret sandukaları vardır. Türbenin içinde sekiz ve ön tarafta üç olmak üzere toplam onbir adet sanduka vardır. Kıble tarafında en başta bulunan sanduka, zaviyenin kurucusu gönüller sultanı Bayramı Şeyhi Mehmet Muhiddin Efendiye aittir. Yanağında büyükçe bir ben bulunduğu için Benli Sultan lakabıyla meşhurdur. Aynı kökten olduğu söylenmektedir. 900-1500 yılları basında II. Beyazıd ve Yavuz Sultan Selim dönemleriyle Kanuninin saltanat yılları başına kadar yaşadığı bilinmektedir. Yaşadığı dönemde Hz. Pir Şeyh Şaban-ı Veli ile yakın münasebet içinde bulunmuş; Halkın dini ve Tasavvufi açıdan eğitilmesine çok büyük katkıları olmuştur. Benli Sultan, Şimdiki Türbenin güney doğu köşesindeki derenin başında bulunan büyük bir ağacın kavuğunda riyazete çekilmiş; Asasıyla toprağa vurarak bugün Asa Suyu denilen suyu çıkarmış ve ilk defa vahşi hayvanlarla ünsiyet kurmuştur. Çeşitli cilt hastalıklarına şifa olan bu suyun üzerine son zamanlarda beton bir çeşme ve hamam yapılmıştır. Lezzetli ve çok soğuk bir sudur. Burada riyazetini tamamlayan Mehmet Muhyiddin Efendi, daha sonra külliyenin bulunduğu yere yerleşerek zaviyesini kurmuş ve Bayrami Tarikatı üzerine tenvir ve irşada başlamıştır. Kastamonu-Tosya yolu üzerinde bulunan dergah, artık gönüller ordusunun komutanı Benli Sultan'ın karargahıdır. Manevi sıkıntıların huzura döndüğü bir huzur istasyonudur.

 

MAHMUT BEY CAMİİ (KASABA KÖYÜ)

Cami, Kastamonu'nun 15. Km. kuzeybatısındaki Kasaba Köyü'ndedir. Dışarıdan tipik bir cami olarak görülen bina, ahşap işlemesi ve süsleme unsurlarıyla tam bir sanat harikasıdır. Cami, kitabesinden de anlaşılacağı üzere 768/1366 tarihinde Candaroğlu Adil bey'in oğlu ve Kötürüm Beyazıd'ın kardeşi olan Mahmut Bey tarafından yaptırılmıştır. Tavanı çok değerlidir. Bu tavan, kapıdan mihraba doğru uzanan ağaç sütunlar üzerine uzatılmış iki kirişle yan duvarlar arasında birbiri üzerine bindirme tekniği ile yine ağaçtan yapılan üç adet tonozdan ibarettir. Arka tarafındaki kat kat yapılmış mahfeller de aynı bindirme tekniği ile inşa olunmuştur. Ağaç sütunların başlıkları da kornet üslubu denilen teknikle süslenmiştir. Mihrap alçı olup geometrik ve nebati motiflerle süslüdür, iki yarımda taştan hareketli kontrol sütunları vardır.

 

ATEŞİN YAKAMADIĞI AŞIKLI SULTAN

Honsalar Mahallesinde kapı kemerinde Selçuklu taş işletmeciliğinin yer yer kendini gösterdiği bir türbedir. Burada 12. Yüzyıl başlarında Kastamonu Kalesinin fethi sırasında Şehid olan AŞIKLI SULTAN yatmaktadır. AŞIKLI SULTAN'IN o günden bu yana bozulmadan duran bedeni bir sandukadadır. Sandukanın ayak ucundaki camdan AŞIKLI SULTAN'ın çürümemiş olan ayakları günümüzde de görülmektedir. Kastamonu Kalesinin fethi sırasında zehirli bir okla şehid olan AŞIKLI SULTAN'ı Selçuklu Töresinde ulu kişilere uygulandığı gibi sandukasıyla defnetmişlerdir. Diğer türbelerden farklı olarak içinde AŞIKLI SULTAN'ın bulunduğu sanduka, ortada diğer sandukaların arasındadır. AŞIKLI SULTAN'a Halk arasmda "YANIK SULTAN" da denir. Bununla ilgili bir menkıbe şöyle anlatılmaktadır. "AŞIKLI SULTAN'ın türbesinin yakınında bir yangın çıkar. Bu olay sırasında AŞIKLI SULTAN Hazretleri o zamanın mülkiye amirinin rüyasına girer, Der ki: burada yangın çıktı, türbem yanıyor, gelin beni kurtarın... Devrin mülkiye amiri uyandıktan sonra o mahalleye koşar, bakar ki türbe ve civarı yangından zarar görmüş, ama AŞIKLI SULTAN'ı ateş yakmamıştır. Böylece AŞIKLI SULTAN'ın dünyadan ayrıldıktan sonra keramettinin devam ettiği anlaşılmaktadır. AŞIKLI SULTAN'ın 1116 (BİNYÜZONALTI) tarihinden bu yana bozulmadan biçimini koruyan ayaklarını halen görmek mümkündür.

 

--------------------------------------------------------------------------               Yazan : Turhan YILMAZ   +90 544 814 95 55

'Kastamonu'daki Manevi Mekanlar ve Gönül Dostlarından bazıları' adlı eserinden.

E-Posta  için tıklayın :  t.yılmaz@kastamonum.com

 -------------------------------------------------------------------------